28 Mayıs 2014

Comme des Garçons - Comme des Garçons 2 (1999)


Firma: Comme des Garçons
Parfümün İsmi ve Çıkış Yılı: Comme des Garçons 2 - 1999
Üst Notaları: Aldehitler, Mandalina, Çay, Melekotu(angelica), Mate
Orta Notaları: Muskat(nutmeg), Tarçın, Manolya, Mürekkep, Kişniş (coriander), Kimyon(caraway)
Dip(Base) Notaları: Paçuli, tütsü , vetiver, sedir ağacı, laden (labdanum), amber
Parfümör(Burun):  Mark Buxton

Comme des Garçons, Japon asıllı ve oldukça ilginç ürünler üreten modacı Rei Kawakubo  ve kocası Adrian Joffe tarafından yönetilen bir moda markası. Rei’nin modaya karşı farklı duruşu ve yaratıcı dizaynları ile Comme des Garçons’u kısa zamanda çok popüler markalar arasına getirdi.
Rei Kawakubo'nun Comme des Garçons için yaptığı değişik stiller

Comme des Garçons 2, Japon kaligrafisine atıfta bulunuyor ve tecrübeli burun Mark Buxton tarafından çok ilginç bir şekilde yapılmış.  CdG 2 çok değişik modda bir parfüm, bir tarafı mutluluğu ve aydınlığı anımsatıyor (mandalina, ferah çay notaları, manolya, freş aldehitler) , aynı zamanda da bir o kadar pesimist (mürekkep, tütsü ve paçuli) ve derin.  CdG 2’de Sumi mürekkebine dikkat çekmek istiyorum; Japonya’nın tapınaklarında yapılan bu efsane mürekkep parfümün her fazında oldukça hissediliyor ve Japon kaligrafisine ustaca bir saygı duruşunda bulunuyor.


Japon Kaligrafisi, Japonya'da ciddi bir sanat işi: fotoğrafta yılbaşı için yapılan bir kaligrafi yarışmasından görüntü mevcut

Comme des Garçons 2; parlak, gümüş renkli, parlayan ve dik duramayan tasarımlı ilginç şişesi ile 1999’da Asya’nın Top 10 Dizaynları arasına girmiş.

Mark Buxton, Sumi mürekkebinin kokusunu bu parfümde kullanabilmek için, Headspace teknolojisi (headspace technology) adı verilen bir yöntemden faydalanmış. Headspace yöntemi; çan şeklinde bir kavanoza benzeyen bir aygıt kullanılarak, bir maddenin kokusunun yakalanması esasına dayanıyor. Bu yöntem; özü çıkarılamayan bazı çiçek, bitki ve maddelerin notalarını taklit etmek ve onları kullanmaya yarıyor. Mark Buxton cidden uğraşmış ve emek vermiş bu parfüme, kullanırken de bunu zaten hissediyorsunuz.
Headspace Teknolojisi kullanılarak bir bitkinin kokusu elde edilmeye çalışılıyor

Comme des Garçons 2, çok tuhaf bir parfüm. Yani modunuza göre aşırı değişkenlik gösterebilecek bir parfüm. Notaları içinde ne ararsanız var çünkü, tam bir cümbüş hakim diyebilirim. Açılışı yeşil çay ve turunçgillerle başlıyor, benim burnum mu mürekkebi çok algılıyor bilmiyorum ama baştan sona mürekkep ve tütsüyü çok net seçebiliyorum, biraz yeşil ve çiçeksi notalar da bu cümbüşe eşlik ediyor. Farklı gün ve modlarımda CdG 2’nin tenimdeki hissiyatı farklı oldu, bazı günlerde taşımaktan mutluluk duyarken, bazı günlerde beni bunaltı ve içimi iyice kararttı diyebilirim. Aslında doğal içerikler de kullanılmış olmasına rağmen, mürekkebin ön planda olması parfüme bariz bir metaliklik hissiyatı vermiş. 
Comme des Garçons'un Tokyo, Aoyama'daki mağazası

Mürekkep temalı kokular bende baş ağrısı yapıyor ve midemi rahatsız ediyorlar. Lalique Encre Noire’de olduğu gibi, CdG 2'de de aşırı rahatsız olduğum söylenebilir. Parfümün kokusu ve verilmek istenen mesaj oldukça başarılı, önünde ceketimi saygıyla ilikliyorum ama bu durum Cdg 2’nin severek kullanacağım kokular arasına girmesi için malesef yeterli değil. Bu duruma Comme des Garçons’un sıradışı ve kendine has tütsü notalarının da etkisi bulunuyor.  CdG’nin incense(tütsü) serisini de pek kullanılabilir bulmuyorum. Gerçi CdG modaevinin sahibi Rei Kawakubo'nun genel beğenileri ve moda trendlerini, ürettiği ürünlerinde pek önemsemediği de aşikar.  
Rei Kawakubo ve Comme des Garçons'u anlatan bu kitabın kapağı bize Rei'nin ne kadar sıradışı bir modacı olduğunu rahatlıkla kanıtlıyor

CdG 2 normal parfümlere pek benzemeyen farklı ve seveni de oldukça fazla olan bir parfüm. Buse Terim’in blogunda yaptığı bir röportajında okuduğum üzere, CdG 2’yi kullanmayı sevenler arasında ünlü pop yıldızımız Murat Boz da mevcutmuş. Comme des Garçons 2 unisex olarak piyasaya sürülmüş olsa bile bayan kullanımına pek yakışmayacağını düşünüyorum, daha erkeksi bir duruşu var. Mürekkep kokusundan rahatsız olmuyorsanız, rahatlıkla giyilebilir ve kullanılabilir. Ben kullanmayı tercih etmesem de yine de yiğidi öldürüp, hakkını teslim etmek gerekiyor. Cidden oldukça başarılı, aşırı kalıcı ve oldukça farkedilir bir parfüm.  Harvey nichols ve Sevil mağazalarında Comme des Garçons kokularını deneyimleyebilirsiniz. 200-250TL arası değişen fiyatları var, kokusuna göre makul olduğunu söyleyebilirim.
Koku güzelliği – 7
Kalıcılık – 9
Farkedilirlik – 8.5
Fiyat / performans – 8
Yaş aralığı – Çok farklı bir kokusu var, belirli bir yaşa hitap etmiyor, stilinize uydurduğunuz taktirde imza kokusu yapılabilir.

8 Mayıs 2014

Mark Birley – Mark Birley For Men (1996)


Firma: Mark Birley
Parfümün İsmi ve Çıkış Yılı: Mark Birley For Men - 1996
Üst Notaları: Limon, mandalina, bergamot, menekşe ve havuç tohumu(carrot seed)
Dip(Base) Notaları: Misk, tütsü , vetiver, sedir ağacı, sandal ağacı
Parfümör(Burun):  Pierre Bourdon

Mark Birley For Men uzun zamandır takip ettiğim ve denemeyi düşündüğüm kokulardan biriydi. Bunun sebebi de çok ilginç bir öyküsünün olması, öyle bir öykü yapmışlar ki beklentilerimi çok yükseltti.  www.mark-birley.com adresinde sadece bu parfümü ve yan ürünlerini tanıtan bir web sitesi var. Aslında Mark Birley’in Charles Street diye bir parfümü daha var. Fakat tek parfümü tanıtmak için bile bir site kurulmuş. Bakalım öyküsü bize neler söylüyor:

Birley ailesinin Wikipedia'daki hayat hikayeleri de ilginç, iki oğlu bir kızı olan Mark: Togo'ya giden ilk oğlu Rupert'ten bir daha haber alamıyor, Robin çocukken arkadaşının özel hayvanat bahçesinde kaplandan iyi bir dayak yiyor, sonra Mark evlatlıktan reddediyor. Bu büyük aileyi kızı India Jane ile yürütüyor. Sonra Robin'i tekrar affediyor (ama cidden Robin'in de tipi töbe töbe :D), 2007'de öldükten sonra hayvani mirasından sanırım Robin'e zırnık koklatmamış alayı India Jane'e kalmış. En büyük kulübünün adı eşi 8. London markisi Annabel tarafından gelmekte. * Marki: kont ve dük arası bi soyluluk ünvanı imiş. Feyz alalım.

Siteye girer girmez “Dünyanın en lüks parfümü olması düşünülerek tasarlanmıştır” diye bir slogan yer alıyor ve heyecanlanmaya başlıyorsunuz.  The story bölümüne tıklayıp, gelin Mark Birley ve  parfümün hikayesini beraber tanıyalım. Mark Birley, sitede Londra Berkeley Meydanın’da bulunan ANNABEL’s Private Club, adında sadece ünlülere ve özel müşterilerine çalışan bir gece kulübünün efsane sahibi olarak tanıtılmış.

Annabel’s adlı kulübü biraz araştırınca Lady Gaga, Geri Halliwell, Tara Reid, Paris Hilton, Tom Cruise gibi bir çok ünlünün fotografı çıkıyor, demek ki ünlüler arasında yaygın ve sık gidilen mekanlardan biri. Frank Sinatra’nın zamanında burada sahne almasından sonra çok ünlenmiş, birçok ünlünün doğum günü partileri, toplantıları, birçok defile Annabel’ste gerçekleşmiş. Annabel’sin sitesinde kraliyet ailesinin  de buranın müdavimi olduğu açık açık belirtilmiş.

Annabel's 50. yıl kutlama afişi

Annabel’s çok ilginç geldi sitesini ve kurallarını okudum bunları sizinle paylaşmak isterim: Kulubün yıllık üyelik ücretleri var 1000 pound gibi ve yıllık 750-1250 pound arası üyelik ücreti veriliyor. Bu kulübe üye olabilmek için kulübe üye olan iki kişinin size destek ve kefil olması gerekiyor. Daha sonra bu destekler dinlenip, inceleniyor komite başarılı bulursa sizi kulübe alıyor. Katı kuralları var, 3. kuralı: erkekler sürekli ceket giymeli (kravatınızı çıkarabilirsiniz yazmışlar parantez içinde). Suitt up!! Elektronik cihazlar ve telefonlar girişte vestiyerde toplanıyor, sigara sadece Terasta içiliyor, dans pistinde içki içmek yasak. Bir pdf dökümanı içinde bir sürü kural ve manifesto mevcut. Menülerine biraz göz gezdirdim, özenle düzenlenmiş bir menüleri var şampanyalara, kokteyllere, hızlı tüketilecek yemeklere, a la carte servise o kadar ki purolar için bile 20’nin üzerinde seçenek yapabileceğiniz bir menüsü var.  
Annabel'sten bir görüntü

Eveeeetttt ortamcılar, sizler için bu kulübün  fiyatlarından da bahsedeyim ortalama şişe fiyatları (vodka,viski) 500-600TL, kokteyller 30-40TL arası, a la carte menüdeki yemekler 40 ile 150TL arası değişiyor. Tatlılar 25-30TL, purolar 15TL’den 150TL’ye kadar çıkabiliyor. Bir gecelik takılmak için 600-700TL’yi gözden çıkarmalısınız. Tabi öncelikle,  içeriye girebilmeniz için bir üyenin misafiri olmanız gerekiyor.Fiyatları pahalı tabiki, ama az çok İstanbul ve gece hayatı fiyatlarından haberdar iseniz ve bu lüks müşteri ve üyeler için çerez parasından öte değil.  Bu ilginç kulübün web sitesi için: http://www.annabels.co.uk/

Annabel's Club'ta Lady Gaga ve Premium Vodka Markası Belvedere'nin kutlaması

Girişimci abimiz Mark Birley, kendi adımda dünyanın en güzel parfümünü yapacam diye tutturuyor ve Pierre Bourdon ile beraber çalışmalara başlıyor. Pierre Bourdon;  Yves Saint Laurent, Shisedo, Davidoff ve Frederic Malle gibi dev firmalara parfüm tasarlamış, parfüm dünyasında tanınan çok ünlü burunlardan biri. Daha önce yaptığı kokular arasında Davidoff Cool Water, YSL Kouros, Frederic Malle Iris Poudre, French Lover, MDCI Ambre Topkapı gibi başarılı kokular mevcut. Detaylı anlatıyorum ki ne gibi beklentiler ve heyecana kapıldığımı siz de anlayın diye J.

Mark Birley
                                                               
180 deneme ve 18 aylık bir sürecin sonunca Mark amcamız ve Pierre amcamız amaçladıkları hedefe ulaştıklarını düşünüp bir karara varıyorlar. Bazı kaynaklarda Frederic Malle'ninde bir el attığı söyleniyor. Parfüm dünyada bulunabilecek en kaliteli malzemeler kullanılarak, en kaliteli standarta uyacak şekilde üretildi (kendi cümleleri).  Daha sonra Mark Birley for men’in tanıtımı tahmin de edebileceğiniz üzere Annabel’s Club’ta kulübün üyeleri ile şaşalı bir şekilde tanıtıldı. Dünyanın en büyük güzellik ve parfüm mağazaları arasında yer alan İngiliz Harrods, yine pahalı niş ürünler satan Amerikan Bergdorf Goodman tarafından direk talep görmüş ve satışa çıkmış. Bugün yurtdışında bir çok ülkede bulması kolay, internette bir çok sitede satılan parfümlerden biri.

Tabiki ben de citruslu ve fresh kokuları sevdiğim için hikayeyi de duyunca, büyük beklentilerle bu parfümü edineceğim günü beklemeye başladım.  Çok beyefendi, çok lüks, çok elegant, hem citruslu, hem odunsu, dengeli neler neler okudum. Parfüm elime geçince de bilin bakalım ne oldu, iki kere elimin üzerine sıktım ve hemen kokladım. Öf bu acılık ne, sanırım bu parfüm bana uymayacak.

Mark birley for men, acımtırak bir açılış yapıyor.  Bergamot, portakal, mandalina, limon ekşi ve acımsı bir şekilde hoşgeldin süprizi yapıyor. Bana limon kolonyaları gibi çok keskin geldi.  Daha sonradan parfüm yumuşuyor ve orta notalarda asıl karakteri ortaya çıkıyor.  Parfüm bu noktalarda beyefendi ve güzel kokuyor ama çok modern bulduğumu söyleyemiyorum. Bence 80’li yılların maskülen parfüm modasında da etkilenmiş Mark Birley amcamız. Sanki fakir miyiz biz, iki tutam da deri ekle, az menekşe ve tütsü malzemeden kaçma Pierre demiş gibi bir algı yarattı bende. Daha minimal ve sade bir yapıda olsaymış muhtemelen daha asil olurmuş. Parfümün kibar ve beyefendi bir duruşu var ama başkalarının görüşünü de önemsiyor. Öyle özgüvenli ve atarlı bulmadım.



Mark Birley for men’in kalıcılığı ortalama seviyede 5-6 saat teninizde kalabiliyor, fakat farkedilirliği ve projeksiyonu çok düşük. Tene çok yakın kalıyor, bu konuda da çok beyefendi ama parfüm dediğin az uzaktan da kokmalı değil mi? Bana kokusu az geldi yani..

Aslında parfüm çok kötü değil, ama böyle şaşalı bir öyküye yakışır bir parfüm de değil. Yer yer Creed - Millessime Imperial’ı hatırlatsa da MI’yı 3 kere tercih ederim bu parfüme. O kadar uğraşılmış resmen sakınan göze çöp batmış, bu parfüm olmamış ya. Çok uğraşınca olmuyor demek ki hacı ya, nys J.. Tarz olarak designer parfümlerden Carolina herrera’lara benzettim, bence sitelerinde gözünüze sokulup vurgulanan niş ve sınırlı bulunan parfüm sıfatını hakedecek bir farklı yanı veya bir özelliği yok. Piyasada kolaylıkla bulunabilen designer parfümlerden bir farkını göremedim.  Ekşi ve acı tonda çok da beğenmediğim bir şekilde tenimde hayat bulduğu için Mark Birley for men benim için bir hayal kırıklığı. Daha yerin dibine vururdum da Annabel'se almazlar sonra beni diye insaflı davranıyorum. 


Mark birley for men ülkemizde bulunan bir parfüm değil fakat yurtdışındaki online sitelerin bir çoğundan temin edilebiliyor. 125ml’lik boyunun Fiyatı 100-150$ civarlarında geziyor Mark Birley for men, fiyatına göre aşırı pahalı diyemem fakat yorumlardan okuduğum kadarıyla son 1-2 senedir bir indirime gidilmiş. Daha önceden daha yüksek fiyatlara satılıyormuş. 

Koku güzelliği - 6
Kalıcılık – 7.5
Farkedilirlik - 6
Fiyat / performans – 6.5
Yaş aralığı – 30 yaş üzeri beylerin formal giyimine uygun buldum


7 Mayıs 2014

Serge Lutens – Fille en Aiguilles (2009)




Firma:  Serge Lutens
Parfümün İsmi ve Çıkış Yılı: Fille en Ailguilles - 2009
Notaları: Çam iğneleri, Çam reçinesi, kurutulmuş meyveler, tütsü, defne yaprağı,  vetiver ve çeşitli baharatlar

Parfümlerle ve özellikle özel üretim (niche) niş parfümlerle ilginiz varsa bu niş firmaların en önde bayrak sallayanlarından biri Serge Lutens’tir.  Serge Lutens çok ilginç bir parfümevi, yüksek fiyatta niş kokular üreten değişik bir firma. Çok değişik kompozisyonları var. Chergui, Ambre Sultan ve Muscs Koublai Khan gibi çok seveni olan kokular üretiyorlar. 8 parfümden fazlasını denemişimdir Lutens serisinden bugün de elimde dekantı olan Fille en Aiguilles’i kendi kelimelerimle yorumlamaya çalışacağım.

Eskiden Shisedo için de parfümler tasarlayan sonra kendi parfüm evini açan Serge Lutens

Serge Lutens’in ne kokuları, ne verdiği mesajlar, ne broşürleri ilgimi çekmiyor. Kokularının geneli reçineli pekmezli değişik kompozisyonlar, kompozsiyon diyorum çünkü hiç alışılmış parfümler gibi değiller. Bu atarlı ve ters tavrı oldukça beğeni toplamış durumda, heryerde yüksek fiyatına rağmen en çok yazılan çizilen parfümevlerinden birisi Serge Lutens.  Böyle pekmezi reçineyi karıştırıp farklı kokular sunuyorlar sanki, markanın parfümleri birbirine benziyor, Fille en Aiguilles’i ilk sıktığımda hafızam beni markanın diğer bir parfümü olan Chene’yi hatırlattı onda da vardı böyle pekmezimsi bir kıvam J. Şişelerinin sade dizaynı güzel ama bir barışamadık Serge Lutens serisiyle.. Serge Lutens parfümlerini Türkiye'de temin edebileceğiniz bir mağaza mevcut değil, fakat duyumlarıma göre Harvey Nichols ile anlaşma yapılacak gibi söylentiler de mevcut. Hatta bu satırları yazdığım sırada Harvey raflarında rengarenk şişeleriyle yerlerini almış bile olabilirler.

Rengarenk serge lutens şişeleri eğlenceli görünse de, pek yıldızım barışmıyor malesef

Kendi sitelerinde “Consolation” başlığı altında yer alan 4 parfümden biri Fille en Aiguilles. Mesela buradaki mesajı da anlamadım neyin tesellisi, neyin avuntusu.. Bir Bedük şarkısı gibi “bu nasıl güzel kafa asılı havada” ne anlatmaya çalışıyor bu parfüm anlamış değilim anlamaya da uğraşmayacağım. Gelelim Fille en Aiguilles’in nasıl koktuğuna:

Çamsı ağaçsı pekmezimsi bir koku ile kolalı jelibonun tam tutmamışı arasında çelişkili bir kokusu var Fille en Aiguilles’in. Aslında bu baharatlı koku koklaması eğlenceli bir kompozisyon ama şahi fikrimce Serge Lutens’in diğer tüm kokuları gibi bu da bir parfüm değil. Böyle bir kokuyu koklamak eğlenceli olabilir, ama böyle kokmak isteyeceğimi hiç düşünmüyorum.

 
Bir ara gitti kafa valla kolalı jelibon'a 

İçindeki notalara baktığımızda, çam kokusu, kuru meyveler ve güzel bir tütsü eşlik ediyor, ince baharatları da hafiften hisseder gibi oluyorsunuz ama, 3 nota ile bahsedersek çam iğneleri(özellikle buna heryerde vurgu yapmışlar), kuru meyveler ve tütsü..  Kuru meyve ve tütsü kullanımı bir arkadaşımın benzetmesiyle Amouage Jubilation XXV’i andırıyor.
Yukarıda çam iğnelerini kozalağını ezin, kurutulmuş kayısı vs. meyvelerle karıştırın blenderda işte karşınızda Fille en Aiguilles

Gözlerimi kapatıp hayal ediyorum. Kokunun doğallığı beni çamlarla dolu ormanda yürüyüşe çıkarıyor ama bu pekmezimsi tatlılık ard arda koklayınca insanı yoruyor biraz bunaltıyor. Daha maskülen yapıdaki çam kokularını beğeniyorum, bu kokudaki kullanım daha tatlı bir yapıda reçinemsi bir çamsılık olmuş.  Bir daha koklayınca kendimi kolalı jelibon pakedini açmış gibi hissediyorum. Komik ve ilginç gelebilir ama bu parfümün bende çağrıştırdıkları kolalı jelibon ve çam ağacı..  Yurtdışı gezilerimden birinde bir Hindu tapınağı gezmiştim, bi ara kafam oraya da gitti geldi diyebilirim.


Keyifli bir koku, sentetiklikten eser yok, çok özgün fakat bir çekiciliği olduğunu düşünmüyorum. Parfüm gibi değil Fille en Aiguilles, güzel kokmak için bu parfümü sıkmam ama arada kokusunu özleyip koklayabilirim. Sanırım bu cümle açıklayıcı oldu J.  Reçineli, pekmezimsi, kolalı eğlenceli bu kokumuzun farkedilirliği de kalıcılığı da ne güldürür ne öldürür cinsten.. Cinsiyet ayrımı yapamadım, hem kadın hem erkek kullanabilir.  Lutenslerin genelini pek sevemedim ama içlerinde seçenek yapacak olsam Fumerie Turque ve Fille en Aiguilles’i seçerdim sanırım. Kendi sitelerinde 50ml’lik boyu için 150$ fiyatı var Fille en Aiguillesin. 50’lik boy için 320TL gibi bir fiyatı var. O fiyatı birçok parfüme vermek için gözden çıkarırım ama SL – Fille en Aiguilles için malesef.


Koku güzelliği - 7/10
Kalıcılık - 7/10
Farkedilirlik - 6/10
Fiyat / performans - 5/10
Yaş aralığı – Yaş ve cinsiyet gözetmiyor bu parfüm


6 Mayıs 2014

L’erbolario - Ombra di Tiglio (2013)


Firma: Ombra di Tiglio 
Parfümün İsmi ve Çıkış Yılı: L’erbolario - Ombra di Tiglio  - 2013
Notaları: Ihlamur çiçeği, zambak, limon ve amber


L’erbolario aynı L’occitane, The body Shop, Yves Rocher ve diğerleri gibi doğal temizlik ve kokulu ürünler satan İtalyan menşeli bir mağaza zinciri. Dünyanın her yerinde franchise mağazaları var ve bir süre sonra kendilerini Türkiye’de de görmek işten bile değil. Genelde kiraz çiçeği ve benzeri temalarda parfümler görmeye alışığız ama inceleyeceğim parfüm tam bir ıhlamur çiçeği bombası J.

Ombra di Tiglio acayip bir şekilde ıhlamur çiçeği kokuyor, hatta direk başka bir şey aklıma gelmedi bile diyebilirim. Notaları arasında zambak, limon ve amber de yer almış ama eğer ıhlamur çiçeğini bilen tazesini evinde kurutmuş biriyseniz koku size çok tanıdık gelecek. Hasta olduğum zamanlarda ballı ıhlamur çok yaparım kendime, taze ve kurutulmuş ıhlamurun kokusunu bilirim.


Parfümün direk ıhlamur çiçeği koktuğunu söylebilirim, diğer notalar yan rollerde tamamlayıcı olarak kullanılmış. Kötü bir koku değil fakat, çok aşina olduğum ve basit bir koku olduğundan ben pek sevemedim. Bir insan neden ıhlamur gibi kokmak istesin ki? Ombra di Tiglio’da çiçeksi notalar baskın olduğu için kesinlikle bir bayan parfümü gibi kokuyor, bu piyasadaki She, hunca, oriflame gibi firmaların yaptıkları anne kokularını andırdı bana. Kaliteli malzeme hissiyatı verip, doğal koksa da kokuyu çekici bulmadım.

Ombra di Tiglio - dalında ıhlamur çiçeği gibi kokuyor.


Kokunun projeksiyonu oldukça fazla teninizden uzakta bile rahatlıkla hissedebiliyorsunuz, fakat kalıcılığı çok da uzun değil. Bahar aylarında ıhlamur ağacı gibi kokmak isteyen kadınlarımıza öneriyorum bu parfümü. Aslında fiyatına göre kötü bir parfüm değil ama bir çekiciliğinin de olmadığını söylemek isterim.  Hastalanınca sürekli limonlu ıhlamur içen biriyseniz, doğal olarak zaten bu kokuya aşinasınız ve böyle kokmak istemeyeceksiniz. Koku doğal ve güzel ama ıhlamur çiçeğinin baskın karakterde bir parfüm olması fikrine pek alışamadım ne yalan söyleyeyim. L’erbolario mağazalarında satılan Ombra di Tiglio’nun 25-40euro gibi bir satış fiyatı var.

Ombra di Tiglio'yu koklayınca aklıma bu foto geldi


Koku güzelliği - 6.5/10
Kalıcılık - 6.5/10
Farkedilirlik - 8/10
Fiyat / performans - 7/10
Yaş aralığı – 30 ve üzeri kadınlar

5 Mayıs 2014

Ortigia - Sandalo (2006)




Firma: Ortigia
Parfümün İsmi ve Çıkış Yılı: Ortigia Sandalo - 2006
Notaları: Sandal ağacı, sedir ağacı, gül, yasemin, teak ağacı, narcissus ve kabe samanı(vetiver)
Parfümör(Burun): Lorenzo Villoresi



Sıradaki parfümümüz, yine bir niş pafümevi olan Ortigia’nın Sandalo adlı parfümü.  Ortigia’nın web sitelerinde kendilerini, İtalya Sicilya’da daha 2006 yılında kurulmuş olan parfümler, mumlar, sabunlar ve kremler üreten bir lüks bir parfümevi olarak tanıtmışlar. Sue Tawnsend adlı İngiliz tatlı bir kadın tarafından kurulan bu firma oldukça dekoratif ve kaliteli ürünleri ile gurur duyduklarını söylemişler.


Sue Tawnsend - Markanın Kurucusu

Parfümlerinde paraben ve kimyasal olmadığını, tüm ürünlerinin doğal olduğunu belirtmişler zaten parfümü sıktığınızda da bu doğallık kendini belli ediyor. Ortigia ismi Sicilya’nın güneydoğu kıyısında yer alan küçük bir adanın isminden geliyor.Sicilya’nın tarihine ve kültürüne vurgu yapılarak bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış bu topraklar Ortigia firmasının ve kokularının ortaya çıkmasında bize ilham oldu demişler.  Parfümlerinin arkasında Lorenzo Villoresi’inin olduğunu açıkça sitelerinde belirtmişler, zaten Sandalo’nun tarz olarak da Villoresi serisinin parfümlerini andırdığını söyleyebilirim.

Sandalo’nun simgesi olan fil, 13. Yüzyıldan beri Catania’nın meydanında duran Roma İmparatorluğu döneminden kalan bir heykelden esinlenilmiş. Bu fil heykelinin mistik güçleri olduğuna inanılırmış, egzotik ağaçların(taek wood, sandalwood, cedarwood) yağları kullanılarak yapılan Sandalo’ya güzel bir sembol bulmuşlar, ben beğendim hikayesini J.


Parfümümüz lineer yapıda ilerleyen düz bir sandal ağacı parfümü. Temiz ve beyefendi kokuyor, her ne kadar bu kokuyu unisex sınıflandırmışsalar da, bana oldukça maskülen geldiğini ve eski klasik kokuları anımsattığını söylemeliyim. Kadınların kullanımına pek uygun olacağını düşünmüyorum. Sandal ağacı ve gül yoğun hissediliyor, odunsu ve floral tertemiz kimseyi yormayacak güzel bir koku diyebilirim Sandalo için. Biraz daha formal giyim tarzına ve 35 yaş üzeri beylere daha uygun gördüm Ortigia Sandaloyu.  Çok saldırgan bir parfüm değil, ama projeksiyonu ve kalıcılığının da başarılı olduğunu söylemem gerek.  Zaten parfümlerinin EDP konsantrasyonunda olduğunu belirtmişler. Benim firma hakkındaki izlenimim Body Shop, L'occitane, Yves Rocher gibi mağazaların biraz daha lüks versiyonunu yapmışlar ve bence çok da hoş olmuş.Umarım kısa zamanda ülkemizde de şubelerini açarlar.



Şişeleri, logosu ve dizayn olarak çok hoş buldum Ortigia’yı. Ürünlerinin hayvanlar üzerinde test edilmediğini belirten logoları var. İtalya, İngiltere ve Almanya’da çok şirin görünümlü mağazaları var. Yurtdışına gittiğimde mutlaka gidip tüm seriyi deneyeceğim, Ambre Nera, Sicilian Lime ve Pomegranate adlı parfümlerinin de çok başarılı oldukları konuşuluyor.  100ml EDP konsantrasyonundaki parfümler 80-90euro civarı fiyatlardan satılıyor.

Koku güzelliği - 8/10
Kalıcılık - 8/10
Farkedilirlik - 7/10
Fiyat / performans - 7/10
Yaş aralığı – 35 ve üzeri