11 Aralık 2014

Carner Barcelona - Tardes (2009)



Carner Barceona - Tardes (2009)

Uzun bir aradan sonra tekrar selamlar :)

Bloguma iş, spor ve sosyal aktivitelerim yüzünden pek vakit bulamadım. Daha kısa yani özet olabilecek bir biçimde deneyimlerimi aktarmaya karar verdim. Bu yeni formatımda yazılarım daha kısa olacak ama daha çok parfümü sizlerle tanıştırabileceğimi düşünüyorum.

Carner İspanya merkezli Sara Carner tarafından 2009 yılında kurulmuş, yeni bir parfümevi,
Tardes'i de 2010 yılında Daniela Andrier tasarlamış. Daha önceki kompozisyonlarında
Prada - Amber (! çok severim) Infusion d`Homme, Infusion d'Iris, Candy, Emporio Armani - He, Gucci - Rush, Marni - Marni gibi süper parfümlere imza atmış.



Carner Tardes Heliotrope(mor bir çiçek), tonka fasülyesi, sardunya, gül, badem ve misk notalarına sahip. Koku olarak Carner Tardes'in aşırı derecede Versace - Dreamer'a benzediğini söyleyebilirim. Dreamer'daki tütün ve lavantanın baskınlığını maskülenliğini çıkarın, azıcık badem ve heliotrope ekleyin biraz daha feminen tarzda kadınların da kullanabileceği bir parfüm olmuş(erkek kullanırsa hiç sırıtmaz). Hatta Dreamer'da sevmediğim o donuk acılık Tardes'te de mevcut. Zaten Carner barcelona firmasının diğer kokularını da, alanında başarılı parfümlerin varyasyonları(benzerleri) olarak yorumlayabilirim.


Şahsen badem denince Acqua di Parma - Mandorlo di Sicilia geliyor aklıma, nefis bir parfüm iken Tardes ortalama sınıfta bir parfüm diyebilirim. EDP konsantrasyonunda 50 ve 100ml boylarda satılıyor. Kalıcılığı ve farkedilirliği yeterli ve bu konuda sizi üzmeyecektir. Lancome'un bayan parfümlerini sevenler deneyebilirler.

Carner Barcelona - Tardes -> sana Puanım   7 / 10




28 Mayıs 2014

Comme des Garçons - Comme des Garçons 2 (1999)


Firma: Comme des Garçons
Parfümün İsmi ve Çıkış Yılı: Comme des Garçons 2 - 1999
Üst Notaları: Aldehitler, Mandalina, Çay, Melekotu(angelica), Mate
Orta Notaları: Muskat(nutmeg), Tarçın, Manolya, Mürekkep, Kişniş (coriander), Kimyon(caraway)
Dip(Base) Notaları: Paçuli, tütsü , vetiver, sedir ağacı, laden (labdanum), amber
Parfümör(Burun):  Mark Buxton

Comme des Garçons, Japon asıllı ve oldukça ilginç ürünler üreten modacı Rei Kawakubo  ve kocası Adrian Joffe tarafından yönetilen bir moda markası. Rei’nin modaya karşı farklı duruşu ve yaratıcı dizaynları ile Comme des Garçons’u kısa zamanda çok popüler markalar arasına getirdi.
Rei Kawakubo'nun Comme des Garçons için yaptığı değişik stiller

Comme des Garçons 2, Japon kaligrafisine atıfta bulunuyor ve tecrübeli burun Mark Buxton tarafından çok ilginç bir şekilde yapılmış.  CdG 2 çok değişik modda bir parfüm, bir tarafı mutluluğu ve aydınlığı anımsatıyor (mandalina, ferah çay notaları, manolya, freş aldehitler) , aynı zamanda da bir o kadar pesimist (mürekkep, tütsü ve paçuli) ve derin.  CdG 2’de Sumi mürekkebine dikkat çekmek istiyorum; Japonya’nın tapınaklarında yapılan bu efsane mürekkep parfümün her fazında oldukça hissediliyor ve Japon kaligrafisine ustaca bir saygı duruşunda bulunuyor.


Japon Kaligrafisi, Japonya'da ciddi bir sanat işi: fotoğrafta yılbaşı için yapılan bir kaligrafi yarışmasından görüntü mevcut

Comme des Garçons 2; parlak, gümüş renkli, parlayan ve dik duramayan tasarımlı ilginç şişesi ile 1999’da Asya’nın Top 10 Dizaynları arasına girmiş.

Mark Buxton, Sumi mürekkebinin kokusunu bu parfümde kullanabilmek için, Headspace teknolojisi (headspace technology) adı verilen bir yöntemden faydalanmış. Headspace yöntemi; çan şeklinde bir kavanoza benzeyen bir aygıt kullanılarak, bir maddenin kokusunun yakalanması esasına dayanıyor. Bu yöntem; özü çıkarılamayan bazı çiçek, bitki ve maddelerin notalarını taklit etmek ve onları kullanmaya yarıyor. Mark Buxton cidden uğraşmış ve emek vermiş bu parfüme, kullanırken de bunu zaten hissediyorsunuz.
Headspace Teknolojisi kullanılarak bir bitkinin kokusu elde edilmeye çalışılıyor

Comme des Garçons 2, çok tuhaf bir parfüm. Yani modunuza göre aşırı değişkenlik gösterebilecek bir parfüm. Notaları içinde ne ararsanız var çünkü, tam bir cümbüş hakim diyebilirim. Açılışı yeşil çay ve turunçgillerle başlıyor, benim burnum mu mürekkebi çok algılıyor bilmiyorum ama baştan sona mürekkep ve tütsüyü çok net seçebiliyorum, biraz yeşil ve çiçeksi notalar da bu cümbüşe eşlik ediyor. Farklı gün ve modlarımda CdG 2’nin tenimdeki hissiyatı farklı oldu, bazı günlerde taşımaktan mutluluk duyarken, bazı günlerde beni bunaltı ve içimi iyice kararttı diyebilirim. Aslında doğal içerikler de kullanılmış olmasına rağmen, mürekkebin ön planda olması parfüme bariz bir metaliklik hissiyatı vermiş. 
Comme des Garçons'un Tokyo, Aoyama'daki mağazası

Mürekkep temalı kokular bende baş ağrısı yapıyor ve midemi rahatsız ediyorlar. Lalique Encre Noire’de olduğu gibi, CdG 2'de de aşırı rahatsız olduğum söylenebilir. Parfümün kokusu ve verilmek istenen mesaj oldukça başarılı, önünde ceketimi saygıyla ilikliyorum ama bu durum Cdg 2’nin severek kullanacağım kokular arasına girmesi için malesef yeterli değil. Bu duruma Comme des Garçons’un sıradışı ve kendine has tütsü notalarının da etkisi bulunuyor.  CdG’nin incense(tütsü) serisini de pek kullanılabilir bulmuyorum. Gerçi CdG modaevinin sahibi Rei Kawakubo'nun genel beğenileri ve moda trendlerini, ürettiği ürünlerinde pek önemsemediği de aşikar.  
Rei Kawakubo ve Comme des Garçons'u anlatan bu kitabın kapağı bize Rei'nin ne kadar sıradışı bir modacı olduğunu rahatlıkla kanıtlıyor

CdG 2 normal parfümlere pek benzemeyen farklı ve seveni de oldukça fazla olan bir parfüm. Buse Terim’in blogunda yaptığı bir röportajında okuduğum üzere, CdG 2’yi kullanmayı sevenler arasında ünlü pop yıldızımız Murat Boz da mevcutmuş. Comme des Garçons 2 unisex olarak piyasaya sürülmüş olsa bile bayan kullanımına pek yakışmayacağını düşünüyorum, daha erkeksi bir duruşu var. Mürekkep kokusundan rahatsız olmuyorsanız, rahatlıkla giyilebilir ve kullanılabilir. Ben kullanmayı tercih etmesem de yine de yiğidi öldürüp, hakkını teslim etmek gerekiyor. Cidden oldukça başarılı, aşırı kalıcı ve oldukça farkedilir bir parfüm.  Harvey nichols ve Sevil mağazalarında Comme des Garçons kokularını deneyimleyebilirsiniz. 200-250TL arası değişen fiyatları var, kokusuna göre makul olduğunu söyleyebilirim.
Koku güzelliği – 7
Kalıcılık – 9
Farkedilirlik – 8.5
Fiyat / performans – 8
Yaş aralığı – Çok farklı bir kokusu var, belirli bir yaşa hitap etmiyor, stilinize uydurduğunuz taktirde imza kokusu yapılabilir.

8 Mayıs 2014

Mark Birley – Mark Birley For Men (1996)


Firma: Mark Birley
Parfümün İsmi ve Çıkış Yılı: Mark Birley For Men - 1996
Üst Notaları: Limon, mandalina, bergamot, menekşe ve havuç tohumu(carrot seed)
Dip(Base) Notaları: Misk, tütsü , vetiver, sedir ağacı, sandal ağacı
Parfümör(Burun):  Pierre Bourdon

Mark Birley For Men uzun zamandır takip ettiğim ve denemeyi düşündüğüm kokulardan biriydi. Bunun sebebi de çok ilginç bir öyküsünün olması, öyle bir öykü yapmışlar ki beklentilerimi çok yükseltti.  www.mark-birley.com adresinde sadece bu parfümü ve yan ürünlerini tanıtan bir web sitesi var. Aslında Mark Birley’in Charles Street diye bir parfümü daha var. Fakat tek parfümü tanıtmak için bile bir site kurulmuş. Bakalım öyküsü bize neler söylüyor:

Birley ailesinin Wikipedia'daki hayat hikayeleri de ilginç, iki oğlu bir kızı olan Mark: Togo'ya giden ilk oğlu Rupert'ten bir daha haber alamıyor, Robin çocukken arkadaşının özel hayvanat bahçesinde kaplandan iyi bir dayak yiyor, sonra Mark evlatlıktan reddediyor. Bu büyük aileyi kızı India Jane ile yürütüyor. Sonra Robin'i tekrar affediyor (ama cidden Robin'in de tipi töbe töbe :D), 2007'de öldükten sonra hayvani mirasından sanırım Robin'e zırnık koklatmamış alayı India Jane'e kalmış. En büyük kulübünün adı eşi 8. London markisi Annabel tarafından gelmekte. * Marki: kont ve dük arası bi soyluluk ünvanı imiş. Feyz alalım.

Siteye girer girmez “Dünyanın en lüks parfümü olması düşünülerek tasarlanmıştır” diye bir slogan yer alıyor ve heyecanlanmaya başlıyorsunuz.  The story bölümüne tıklayıp, gelin Mark Birley ve  parfümün hikayesini beraber tanıyalım. Mark Birley, sitede Londra Berkeley Meydanın’da bulunan ANNABEL’s Private Club, adında sadece ünlülere ve özel müşterilerine çalışan bir gece kulübünün efsane sahibi olarak tanıtılmış.

Annabel’s adlı kulübü biraz araştırınca Lady Gaga, Geri Halliwell, Tara Reid, Paris Hilton, Tom Cruise gibi bir çok ünlünün fotografı çıkıyor, demek ki ünlüler arasında yaygın ve sık gidilen mekanlardan biri. Frank Sinatra’nın zamanında burada sahne almasından sonra çok ünlenmiş, birçok ünlünün doğum günü partileri, toplantıları, birçok defile Annabel’ste gerçekleşmiş. Annabel’sin sitesinde kraliyet ailesinin  de buranın müdavimi olduğu açık açık belirtilmiş.

Annabel's 50. yıl kutlama afişi

Annabel’s çok ilginç geldi sitesini ve kurallarını okudum bunları sizinle paylaşmak isterim: Kulubün yıllık üyelik ücretleri var 1000 pound gibi ve yıllık 750-1250 pound arası üyelik ücreti veriliyor. Bu kulübe üye olabilmek için kulübe üye olan iki kişinin size destek ve kefil olması gerekiyor. Daha sonra bu destekler dinlenip, inceleniyor komite başarılı bulursa sizi kulübe alıyor. Katı kuralları var, 3. kuralı: erkekler sürekli ceket giymeli (kravatınızı çıkarabilirsiniz yazmışlar parantez içinde). Suitt up!! Elektronik cihazlar ve telefonlar girişte vestiyerde toplanıyor, sigara sadece Terasta içiliyor, dans pistinde içki içmek yasak. Bir pdf dökümanı içinde bir sürü kural ve manifesto mevcut. Menülerine biraz göz gezdirdim, özenle düzenlenmiş bir menüleri var şampanyalara, kokteyllere, hızlı tüketilecek yemeklere, a la carte servise o kadar ki purolar için bile 20’nin üzerinde seçenek yapabileceğiniz bir menüsü var.  
Annabel'sten bir görüntü

Eveeeetttt ortamcılar, sizler için bu kulübün  fiyatlarından da bahsedeyim ortalama şişe fiyatları (vodka,viski) 500-600TL, kokteyller 30-40TL arası, a la carte menüdeki yemekler 40 ile 150TL arası değişiyor. Tatlılar 25-30TL, purolar 15TL’den 150TL’ye kadar çıkabiliyor. Bir gecelik takılmak için 600-700TL’yi gözden çıkarmalısınız. Tabi öncelikle,  içeriye girebilmeniz için bir üyenin misafiri olmanız gerekiyor.Fiyatları pahalı tabiki, ama az çok İstanbul ve gece hayatı fiyatlarından haberdar iseniz ve bu lüks müşteri ve üyeler için çerez parasından öte değil.  Bu ilginç kulübün web sitesi için: http://www.annabels.co.uk/

Annabel's Club'ta Lady Gaga ve Premium Vodka Markası Belvedere'nin kutlaması

Girişimci abimiz Mark Birley, kendi adımda dünyanın en güzel parfümünü yapacam diye tutturuyor ve Pierre Bourdon ile beraber çalışmalara başlıyor. Pierre Bourdon;  Yves Saint Laurent, Shisedo, Davidoff ve Frederic Malle gibi dev firmalara parfüm tasarlamış, parfüm dünyasında tanınan çok ünlü burunlardan biri. Daha önce yaptığı kokular arasında Davidoff Cool Water, YSL Kouros, Frederic Malle Iris Poudre, French Lover, MDCI Ambre Topkapı gibi başarılı kokular mevcut. Detaylı anlatıyorum ki ne gibi beklentiler ve heyecana kapıldığımı siz de anlayın diye J.

Mark Birley
                                                               
180 deneme ve 18 aylık bir sürecin sonunca Mark amcamız ve Pierre amcamız amaçladıkları hedefe ulaştıklarını düşünüp bir karara varıyorlar. Bazı kaynaklarda Frederic Malle'ninde bir el attığı söyleniyor. Parfüm dünyada bulunabilecek en kaliteli malzemeler kullanılarak, en kaliteli standarta uyacak şekilde üretildi (kendi cümleleri).  Daha sonra Mark Birley for men’in tanıtımı tahmin de edebileceğiniz üzere Annabel’s Club’ta kulübün üyeleri ile şaşalı bir şekilde tanıtıldı. Dünyanın en büyük güzellik ve parfüm mağazaları arasında yer alan İngiliz Harrods, yine pahalı niş ürünler satan Amerikan Bergdorf Goodman tarafından direk talep görmüş ve satışa çıkmış. Bugün yurtdışında bir çok ülkede bulması kolay, internette bir çok sitede satılan parfümlerden biri.

Tabiki ben de citruslu ve fresh kokuları sevdiğim için hikayeyi de duyunca, büyük beklentilerle bu parfümü edineceğim günü beklemeye başladım.  Çok beyefendi, çok lüks, çok elegant, hem citruslu, hem odunsu, dengeli neler neler okudum. Parfüm elime geçince de bilin bakalım ne oldu, iki kere elimin üzerine sıktım ve hemen kokladım. Öf bu acılık ne, sanırım bu parfüm bana uymayacak.

Mark birley for men, acımtırak bir açılış yapıyor.  Bergamot, portakal, mandalina, limon ekşi ve acımsı bir şekilde hoşgeldin süprizi yapıyor. Bana limon kolonyaları gibi çok keskin geldi.  Daha sonradan parfüm yumuşuyor ve orta notalarda asıl karakteri ortaya çıkıyor.  Parfüm bu noktalarda beyefendi ve güzel kokuyor ama çok modern bulduğumu söyleyemiyorum. Bence 80’li yılların maskülen parfüm modasında da etkilenmiş Mark Birley amcamız. Sanki fakir miyiz biz, iki tutam da deri ekle, az menekşe ve tütsü malzemeden kaçma Pierre demiş gibi bir algı yarattı bende. Daha minimal ve sade bir yapıda olsaymış muhtemelen daha asil olurmuş. Parfümün kibar ve beyefendi bir duruşu var ama başkalarının görüşünü de önemsiyor. Öyle özgüvenli ve atarlı bulmadım.



Mark Birley for men’in kalıcılığı ortalama seviyede 5-6 saat teninizde kalabiliyor, fakat farkedilirliği ve projeksiyonu çok düşük. Tene çok yakın kalıyor, bu konuda da çok beyefendi ama parfüm dediğin az uzaktan da kokmalı değil mi? Bana kokusu az geldi yani..

Aslında parfüm çok kötü değil, ama böyle şaşalı bir öyküye yakışır bir parfüm de değil. Yer yer Creed - Millessime Imperial’ı hatırlatsa da MI’yı 3 kere tercih ederim bu parfüme. O kadar uğraşılmış resmen sakınan göze çöp batmış, bu parfüm olmamış ya. Çok uğraşınca olmuyor demek ki hacı ya, nys J.. Tarz olarak designer parfümlerden Carolina herrera’lara benzettim, bence sitelerinde gözünüze sokulup vurgulanan niş ve sınırlı bulunan parfüm sıfatını hakedecek bir farklı yanı veya bir özelliği yok. Piyasada kolaylıkla bulunabilen designer parfümlerden bir farkını göremedim.  Ekşi ve acı tonda çok da beğenmediğim bir şekilde tenimde hayat bulduğu için Mark Birley for men benim için bir hayal kırıklığı. Daha yerin dibine vururdum da Annabel'se almazlar sonra beni diye insaflı davranıyorum. 


Mark birley for men ülkemizde bulunan bir parfüm değil fakat yurtdışındaki online sitelerin bir çoğundan temin edilebiliyor. 125ml’lik boyunun Fiyatı 100-150$ civarlarında geziyor Mark Birley for men, fiyatına göre aşırı pahalı diyemem fakat yorumlardan okuduğum kadarıyla son 1-2 senedir bir indirime gidilmiş. Daha önceden daha yüksek fiyatlara satılıyormuş. 

Koku güzelliği - 6
Kalıcılık – 7.5
Farkedilirlik - 6
Fiyat / performans – 6.5
Yaş aralığı – 30 yaş üzeri beylerin formal giyimine uygun buldum


7 Mayıs 2014

Serge Lutens – Fille en Aiguilles (2009)




Firma:  Serge Lutens
Parfümün İsmi ve Çıkış Yılı: Fille en Ailguilles - 2009
Notaları: Çam iğneleri, Çam reçinesi, kurutulmuş meyveler, tütsü, defne yaprağı,  vetiver ve çeşitli baharatlar

Parfümlerle ve özellikle özel üretim (niche) niş parfümlerle ilginiz varsa bu niş firmaların en önde bayrak sallayanlarından biri Serge Lutens’tir.  Serge Lutens çok ilginç bir parfümevi, yüksek fiyatta niş kokular üreten değişik bir firma. Çok değişik kompozisyonları var. Chergui, Ambre Sultan ve Muscs Koublai Khan gibi çok seveni olan kokular üretiyorlar. 8 parfümden fazlasını denemişimdir Lutens serisinden bugün de elimde dekantı olan Fille en Aiguilles’i kendi kelimelerimle yorumlamaya çalışacağım.

Eskiden Shisedo için de parfümler tasarlayan sonra kendi parfüm evini açan Serge Lutens

Serge Lutens’in ne kokuları, ne verdiği mesajlar, ne broşürleri ilgimi çekmiyor. Kokularının geneli reçineli pekmezli değişik kompozisyonlar, kompozsiyon diyorum çünkü hiç alışılmış parfümler gibi değiller. Bu atarlı ve ters tavrı oldukça beğeni toplamış durumda, heryerde yüksek fiyatına rağmen en çok yazılan çizilen parfümevlerinden birisi Serge Lutens.  Böyle pekmezi reçineyi karıştırıp farklı kokular sunuyorlar sanki, markanın parfümleri birbirine benziyor, Fille en Aiguilles’i ilk sıktığımda hafızam beni markanın diğer bir parfümü olan Chene’yi hatırlattı onda da vardı böyle pekmezimsi bir kıvam J. Şişelerinin sade dizaynı güzel ama bir barışamadık Serge Lutens serisiyle.. Serge Lutens parfümlerini Türkiye'de temin edebileceğiniz bir mağaza mevcut değil, fakat duyumlarıma göre Harvey Nichols ile anlaşma yapılacak gibi söylentiler de mevcut. Hatta bu satırları yazdığım sırada Harvey raflarında rengarenk şişeleriyle yerlerini almış bile olabilirler.

Rengarenk serge lutens şişeleri eğlenceli görünse de, pek yıldızım barışmıyor malesef

Kendi sitelerinde “Consolation” başlığı altında yer alan 4 parfümden biri Fille en Aiguilles. Mesela buradaki mesajı da anlamadım neyin tesellisi, neyin avuntusu.. Bir Bedük şarkısı gibi “bu nasıl güzel kafa asılı havada” ne anlatmaya çalışıyor bu parfüm anlamış değilim anlamaya da uğraşmayacağım. Gelelim Fille en Aiguilles’in nasıl koktuğuna:

Çamsı ağaçsı pekmezimsi bir koku ile kolalı jelibonun tam tutmamışı arasında çelişkili bir kokusu var Fille en Aiguilles’in. Aslında bu baharatlı koku koklaması eğlenceli bir kompozisyon ama şahi fikrimce Serge Lutens’in diğer tüm kokuları gibi bu da bir parfüm değil. Böyle bir kokuyu koklamak eğlenceli olabilir, ama böyle kokmak isteyeceğimi hiç düşünmüyorum.

 
Bir ara gitti kafa valla kolalı jelibon'a 

İçindeki notalara baktığımızda, çam kokusu, kuru meyveler ve güzel bir tütsü eşlik ediyor, ince baharatları da hafiften hisseder gibi oluyorsunuz ama, 3 nota ile bahsedersek çam iğneleri(özellikle buna heryerde vurgu yapmışlar), kuru meyveler ve tütsü..  Kuru meyve ve tütsü kullanımı bir arkadaşımın benzetmesiyle Amouage Jubilation XXV’i andırıyor.
Yukarıda çam iğnelerini kozalağını ezin, kurutulmuş kayısı vs. meyvelerle karıştırın blenderda işte karşınızda Fille en Aiguilles

Gözlerimi kapatıp hayal ediyorum. Kokunun doğallığı beni çamlarla dolu ormanda yürüyüşe çıkarıyor ama bu pekmezimsi tatlılık ard arda koklayınca insanı yoruyor biraz bunaltıyor. Daha maskülen yapıdaki çam kokularını beğeniyorum, bu kokudaki kullanım daha tatlı bir yapıda reçinemsi bir çamsılık olmuş.  Bir daha koklayınca kendimi kolalı jelibon pakedini açmış gibi hissediyorum. Komik ve ilginç gelebilir ama bu parfümün bende çağrıştırdıkları kolalı jelibon ve çam ağacı..  Yurtdışı gezilerimden birinde bir Hindu tapınağı gezmiştim, bi ara kafam oraya da gitti geldi diyebilirim.


Keyifli bir koku, sentetiklikten eser yok, çok özgün fakat bir çekiciliği olduğunu düşünmüyorum. Parfüm gibi değil Fille en Aiguilles, güzel kokmak için bu parfümü sıkmam ama arada kokusunu özleyip koklayabilirim. Sanırım bu cümle açıklayıcı oldu J.  Reçineli, pekmezimsi, kolalı eğlenceli bu kokumuzun farkedilirliği de kalıcılığı da ne güldürür ne öldürür cinsten.. Cinsiyet ayrımı yapamadım, hem kadın hem erkek kullanabilir.  Lutenslerin genelini pek sevemedim ama içlerinde seçenek yapacak olsam Fumerie Turque ve Fille en Aiguilles’i seçerdim sanırım. Kendi sitelerinde 50ml’lik boyu için 150$ fiyatı var Fille en Aiguillesin. 50’lik boy için 320TL gibi bir fiyatı var. O fiyatı birçok parfüme vermek için gözden çıkarırım ama SL – Fille en Aiguilles için malesef.


Koku güzelliği - 7/10
Kalıcılık - 7/10
Farkedilirlik - 6/10
Fiyat / performans - 5/10
Yaş aralığı – Yaş ve cinsiyet gözetmiyor bu parfüm


6 Mayıs 2014

L’erbolario - Ombra di Tiglio (2013)


Firma: Ombra di Tiglio 
Parfümün İsmi ve Çıkış Yılı: L’erbolario - Ombra di Tiglio  - 2013
Notaları: Ihlamur çiçeği, zambak, limon ve amber


L’erbolario aynı L’occitane, The body Shop, Yves Rocher ve diğerleri gibi doğal temizlik ve kokulu ürünler satan İtalyan menşeli bir mağaza zinciri. Dünyanın her yerinde franchise mağazaları var ve bir süre sonra kendilerini Türkiye’de de görmek işten bile değil. Genelde kiraz çiçeği ve benzeri temalarda parfümler görmeye alışığız ama inceleyeceğim parfüm tam bir ıhlamur çiçeği bombası J.

Ombra di Tiglio acayip bir şekilde ıhlamur çiçeği kokuyor, hatta direk başka bir şey aklıma gelmedi bile diyebilirim. Notaları arasında zambak, limon ve amber de yer almış ama eğer ıhlamur çiçeğini bilen tazesini evinde kurutmuş biriyseniz koku size çok tanıdık gelecek. Hasta olduğum zamanlarda ballı ıhlamur çok yaparım kendime, taze ve kurutulmuş ıhlamurun kokusunu bilirim.


Parfümün direk ıhlamur çiçeği koktuğunu söylebilirim, diğer notalar yan rollerde tamamlayıcı olarak kullanılmış. Kötü bir koku değil fakat, çok aşina olduğum ve basit bir koku olduğundan ben pek sevemedim. Bir insan neden ıhlamur gibi kokmak istesin ki? Ombra di Tiglio’da çiçeksi notalar baskın olduğu için kesinlikle bir bayan parfümü gibi kokuyor, bu piyasadaki She, hunca, oriflame gibi firmaların yaptıkları anne kokularını andırdı bana. Kaliteli malzeme hissiyatı verip, doğal koksa da kokuyu çekici bulmadım.

Ombra di Tiglio - dalında ıhlamur çiçeği gibi kokuyor.


Kokunun projeksiyonu oldukça fazla teninizden uzakta bile rahatlıkla hissedebiliyorsunuz, fakat kalıcılığı çok da uzun değil. Bahar aylarında ıhlamur ağacı gibi kokmak isteyen kadınlarımıza öneriyorum bu parfümü. Aslında fiyatına göre kötü bir parfüm değil ama bir çekiciliğinin de olmadığını söylemek isterim.  Hastalanınca sürekli limonlu ıhlamur içen biriyseniz, doğal olarak zaten bu kokuya aşinasınız ve böyle kokmak istemeyeceksiniz. Koku doğal ve güzel ama ıhlamur çiçeğinin baskın karakterde bir parfüm olması fikrine pek alışamadım ne yalan söyleyeyim. L’erbolario mağazalarında satılan Ombra di Tiglio’nun 25-40euro gibi bir satış fiyatı var.

Ombra di Tiglio'yu koklayınca aklıma bu foto geldi


Koku güzelliği - 6.5/10
Kalıcılık - 6.5/10
Farkedilirlik - 8/10
Fiyat / performans - 7/10
Yaş aralığı – 30 ve üzeri kadınlar

5 Mayıs 2014

Ortigia - Sandalo (2006)




Firma: Ortigia
Parfümün İsmi ve Çıkış Yılı: Ortigia Sandalo - 2006
Notaları: Sandal ağacı, sedir ağacı, gül, yasemin, teak ağacı, narcissus ve kabe samanı(vetiver)
Parfümör(Burun): Lorenzo Villoresi



Sıradaki parfümümüz, yine bir niş pafümevi olan Ortigia’nın Sandalo adlı parfümü.  Ortigia’nın web sitelerinde kendilerini, İtalya Sicilya’da daha 2006 yılında kurulmuş olan parfümler, mumlar, sabunlar ve kremler üreten bir lüks bir parfümevi olarak tanıtmışlar. Sue Tawnsend adlı İngiliz tatlı bir kadın tarafından kurulan bu firma oldukça dekoratif ve kaliteli ürünleri ile gurur duyduklarını söylemişler.


Sue Tawnsend - Markanın Kurucusu

Parfümlerinde paraben ve kimyasal olmadığını, tüm ürünlerinin doğal olduğunu belirtmişler zaten parfümü sıktığınızda da bu doğallık kendini belli ediyor. Ortigia ismi Sicilya’nın güneydoğu kıyısında yer alan küçük bir adanın isminden geliyor.Sicilya’nın tarihine ve kültürüne vurgu yapılarak bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış bu topraklar Ortigia firmasının ve kokularının ortaya çıkmasında bize ilham oldu demişler.  Parfümlerinin arkasında Lorenzo Villoresi’inin olduğunu açıkça sitelerinde belirtmişler, zaten Sandalo’nun tarz olarak da Villoresi serisinin parfümlerini andırdığını söyleyebilirim.

Sandalo’nun simgesi olan fil, 13. Yüzyıldan beri Catania’nın meydanında duran Roma İmparatorluğu döneminden kalan bir heykelden esinlenilmiş. Bu fil heykelinin mistik güçleri olduğuna inanılırmış, egzotik ağaçların(taek wood, sandalwood, cedarwood) yağları kullanılarak yapılan Sandalo’ya güzel bir sembol bulmuşlar, ben beğendim hikayesini J.


Parfümümüz lineer yapıda ilerleyen düz bir sandal ağacı parfümü. Temiz ve beyefendi kokuyor, her ne kadar bu kokuyu unisex sınıflandırmışsalar da, bana oldukça maskülen geldiğini ve eski klasik kokuları anımsattığını söylemeliyim. Kadınların kullanımına pek uygun olacağını düşünmüyorum. Sandal ağacı ve gül yoğun hissediliyor, odunsu ve floral tertemiz kimseyi yormayacak güzel bir koku diyebilirim Sandalo için. Biraz daha formal giyim tarzına ve 35 yaş üzeri beylere daha uygun gördüm Ortigia Sandaloyu.  Çok saldırgan bir parfüm değil, ama projeksiyonu ve kalıcılığının da başarılı olduğunu söylemem gerek.  Zaten parfümlerinin EDP konsantrasyonunda olduğunu belirtmişler. Benim firma hakkındaki izlenimim Body Shop, L'occitane, Yves Rocher gibi mağazaların biraz daha lüks versiyonunu yapmışlar ve bence çok da hoş olmuş.Umarım kısa zamanda ülkemizde de şubelerini açarlar.



Şişeleri, logosu ve dizayn olarak çok hoş buldum Ortigia’yı. Ürünlerinin hayvanlar üzerinde test edilmediğini belirten logoları var. İtalya, İngiltere ve Almanya’da çok şirin görünümlü mağazaları var. Yurtdışına gittiğimde mutlaka gidip tüm seriyi deneyeceğim, Ambre Nera, Sicilian Lime ve Pomegranate adlı parfümlerinin de çok başarılı oldukları konuşuluyor.  100ml EDP konsantrasyonundaki parfümler 80-90euro civarı fiyatlardan satılıyor.

Koku güzelliği - 8/10
Kalıcılık - 8/10
Farkedilirlik - 7/10
Fiyat / performans - 7/10
Yaş aralığı – 35 ve üzeri

27 Mart 2014

Koku ve koku hafızası



Koku beş duyu organımızdan biri olan burunla algılayabildiğimiz havada veya bir nesnede bulunan kimyasallara verilen addır. (Kendim uydurdum bu tabiri). Biraz da koku hafızasından bahsedeyim, bu hafıza görme ve işitme hafızalarından daha güçlüdür. Bir olayı, bir nesneyi kokusu ile kavramışsanız o kokuyu unutmanıza pek imkan yoktur. En kalıcı ve etkin olanıdır ve de diğer duyular tarafından desteklenmediği için (işitme,görme,dokunma gibi) en bilinç dışı ve kontrolsüz olgudur. 

O nedenledir ki herkes sevgilisiyle gittiği yerleri, yaptıklarını unutur da O'nun kokusunu asla unutmaz, bir yerden gelen benzer koku sizi çekip götürür yine O'nun kollarına. Şimdi bir acı fren kokusunu, asfalt kokusunu, yağmur yağmış toprak kokusunu hepimiz biliriz ama tarif edemeyiz, bu nedenledir ki kokular ve parfümler insanda çok önemli bir yer tutarlar. Sakın afrodizyak parfüm öner diye gelmeyiniz özel mesajla, çünkü diğer duyu organları gibi kokular da kişiden kişiye farklılık gösterebilen öznel beğeniye ait değerlerdir. Güzel bir koku feromonları ve hormonları tetikleyebilir, yani temiz ve güzel kokarsanız karşı cinsle de olan yakınlığınız artacaktır. Çok yakışıklı ve pis kokan bir adam yerine normal ve temiz kokan bir adam her zaman tercih edilir.

O yüzden bizde güzel kızların peşinde koşuyoruz, çünkü güzel kızlar temiz de kokarlar, Adriana lima'yı zihninizde nasıl canlandırıyorsunuz bok koktuğunu düşünmüyorsunuz herhalde? Yada koksa da fark etmez mi diyorsunuz? Neyse demem o ki kokuları zihnimizde canlandırıp, güzel şeylerle özdeşleştirebiliyoruz, rüyalarımıza kokular da dahil olabilir koku düşündüğünüz 4 harften daha güçlü ve komplex bir merettir :)

Sizce nasıl kokuyordur?  :)

Bugün ise konumuz parfüm, aklıma gelenleri yazıp sizlerle paylaşmaya çalışacağım. 2 yıllık hobim olan parfümler ve kokular üzerine öğrendiklerimin bir kısmını sizlerle paylaşmak adına uzun emeklerim sonucu meydana gelmiş yazımı okursanız memnun olurum. Bu yazılanlar bana ait bilgiler değildir ve değişik kaynaklardan derlenmişlerdir, güzel bulduklarımı kendi cümlelerimle özetledim ve paylaşıma sundum. 


Parfüm nedir?

 Parfüm çok eski çağlardan günümüze kadar gelmiş latince "per fumum" kelimesinden "dumanın içinden", "kokulu duman" anlamlarına gelen kelimeden geliyor. İlk olarak mısırlılar 5000 yıl öncesinde güneş tanrıları Ra için güneşin doğuşundan batımına kadar kokulu otlar yakarlarmış. Zaten mısırlılar döneminde mumyaların mezarlarında bulunan parfüm şişeleri, kokulu yağlar, kremlerden genel bir görüş olarak kozmetik ve ilaç sektörünün gelişmiş olduğu ve ilk ciddi kozmetik ürünlerinin mısırlılardan günümüze kadar geldiği söylenir. 

Tutankamon'un parfüm saklama şişeleri 

Mısır firavunu Tutankamon'un mezarında nemlendirici benzeri krem vazoları ve parfüm şişeleri çıkarılmış ayrıca mısırlılar günlük hayatlarında kokulu yağlar ve pomatlar kullanılırmış. Eski mısır kraliçesi Nefertiti yasemin banyosu yapar, banyodan sonra vücuduna sandal ağacı, amber ve eşine ender rastlanacak çiçek özleri ile karıştırarak bunu sürerdi. Çünkü mısırlılar temizliklerine düşkündüler her ne kadar bir banyo geliştirememiş de olsalar, bunu diğer şekillerde telafi etmişlerdir, din inanışları olarak da temizliğin gerekliliğine inanmışlardır.

Çağdaş niteliklere sahip ilk parfüm 14. yüzyılda Macar kraliçesine yapılmıştır. Bu parfüm lavanta ve değişik çiçek yağlarının alkol ile birleştirilmesi sonucu meydana gelmiş ve "macar suyu" anlamına gelen bir kelime verilmiştir. Daha sonra 17. yüzyılda Fransa Grasse'de parfüm bugünkü şeklini almıştır, imparator Napoleon Bonoparte ve İmparotiçe Josephin parfüm kullanımının ilk öncülerindendir. Daha sonra o günlerden günümüze kadar kozmetik ve parfüm sektörü de çok ilerledi değişik şişeler ve kalitelerde binlerce koku bugünlerde beğenimize sunuluyor.

Eau de toilette dediğimiz terim nedir? Parfüm neden bu kadar yaygınlaştı?
 Eau de toilette fransızca "tuvalet suyu" anlamına gelmektedir. Parfümün bu kadar yaygınlaşmasında avrupanın tutum ve durumlarının etkili olduğu bir gerçektir, bununla ilgili olan iki değişik ikisinin de gerçek olabileceklerine inandığım hipotezleri paylaşayım. Parfümün nasıl ortaya çıktığını ve nasıl yaygınlaştığını anlatayım sizlere:

Bunlardan birincisi  Fransa'nın eski açık kanalizasyon sistemidir. Yani eskiden Fransa'da yer altı kanalizasyon sistemi altyapısını sağlamayan Fransızlar, bunu yer üstünden geçecek şekilde yapmışlar. Anlayacağınız üzere tüm evlerden çıkan atık sular ve pislikler cadde, sokakların üzerinden geçermiş, anlayacağınız tüm şehir buram buram bok kokarmış. Fransızlar da bu kokuları yer altı sistemlerinde taşımak yerine bu kokuların üzerlerini örtecekleri kokular üretmeye başlamışlar ve bu kokuların adı da eau de toilette olmuş. Bir kaç kaynakta okudum bunu ekşi sözlükteki bir yazar arkadaşın yazdığına kendi yorumlarımı ekleyerek harmanladım.

İkinci olan düşünce ise, banyo ve temizliğin dinsel ve politik baskılar sebebi ile Avrupa ve Amerikada uzun bir süre yasaklanmasıdır. Kiliseler, belki de Roma hamamlarında sefa ve eğlencelerin önünü almak için temizliğin "uygunsuz" olduğunu söyleyip, yıkanmamış bir vücudu dindarlığın işareti olarak kabul etmişlerdir. Bu dönemlerde İspanyol kraliçesi İsabella ömründe 2 kere banyo yapmışlığıyla övünmüştür ve Fransa Kralı 14. Louis'in hayatında 1 veya 2 defa banyo yaptığı rivayet edilir. Hatta onu ziyarete giden bir Rus elçi, döndüğünde çarlarına Louis'in "doğadaki vahşi hayvanlar gibi koktuğunu" söylemiştir. O dönemde Ruslarda ayda 1 kez olmak üzere bir banyo kültürü vardı. Bu dönemde banyoları ve hamamları olan Müslümanlar da Avrupadan göç ettirilmiş veya cezalandırılmışlardır.

Biraz da Romadan bahsedersek, roma yıkanmayı en çok seven ulus olarak anılıyor, onların döneminde umumi ve özel hamamlar, çeşmeler bir sürü su kemerleri vs. yapılmış. Bu hamamları daha fazla küçülterek ufak banyolara çevirmeleri de Romalıların döneminde başlamış, bir Romalı ortalama 1350 lt su tüketiyormuş bu günümüzde 5-6 Türk ailenin tükettiği su miktarına karşılık geliyor. Neyse gelgelelim hamamdan hoşlanan Romalılar başlarda kadın ve erkek olarak ayrı olmalarına rağmen , daha sonra cinsel oyunların oynandığı sefahathaneler haline gelmişti, hamam şeklinde genelevler türemişti. Ki bunun imparatorluğun yıkılmasının önemli nedenlerinden biri olduğu düşünülür.
Eski Bir Antik Roma Hamamı

Eskiden Avrupada tuvaletin olmaması ve her tarafta ihtiyaçlarını gidermeleri ve bunların saray çalışanları tarafından her gün temizlenmeye çalışılması vs. gibi nedenler parfümlerin bu kadar gelişmesine sebep olmuştur. Neyse bu konuyla ilgili daha detaylı bilgileri googleden öğrenebilirsiniz bu da benim kendi yaptığım araştırma ve derlemeler sonucunda özet olarak aklımda kalanlardır.

Bu yukarıda anlattıklarım sıkıcı da gelse DHV hikayeleriniz için güzel bir kaynak olacaktır. Parfümün nasıl yapıldığı, içeriklerinde neler kullanıldığıyla ilgili genel bilgileri de altayıp, biraz günlük hayatta kullanabileceğimiz bilgileri sık merak edilen soruları paylaşayım.

EDC, EDT, EDP nedir?

Bu terimler parfümünüzün içinde bulunan bu aromatik, yağ ve değişik özlerin konsantrasyonlarının adıdır. Kalıcılık bileşenlerine göre farklılık gösterse de genel olarak bilinen, daha yoğun özlü içeriklerin EDP gibilerin daha uzun süre kaldığıdır. Aslında parfümde kalıcılık bir kalite ölçüsü değildir (açık parfümleri bile 1-1.5 gün kalıcılığında yapabiliyorlar artık kimyasallarla). Fiyatlarının da benzer şekilde konsantre oranıyla değiştiğini pek tabi söyleyebiliriz.

Perfume (saf parfüm): 15-40%
Eau de Perfume (EDP): 10-20%
Eau de toilette (EDT): 5-15%
Eau de cologne (EDC): 3-8%
Aftershave: 1-3%
(Yukarıdaki sayılar differencebetween adlı siteden alınmıştır)

Vintage ağırlıklı bir parfüm koleksiyonu


Parfüm nasıl kullanılır? Nasıl daha kalıcı bir hale gelir? Parfümlerimizi nasıl seçmeliyiz?

Parfümlerin kullanımları hakkında değişik yorumlar var, kimisi tene sıkılır diyor, kimisi kıyafetlere ama benim görüşümce tene sıkılan parfüm sizin kendi kokunuzla harmanlaşırken geçirdiği evreler ve kokuyu daha fazla yayabildiği için tene sıkılmalıdır. Parfüm nemli bölgelere sıkıldığında daha verimli olur, parfümlerin kalıcılığından şikayet edenlerin tenleri yeterince nemli değildir, bir nemlendirici ile birlikte kullanırsalar daha etkili olur. (Deodorant kuru olan koltuk altı bölgesine uygulanır, parfümden farklıdır)

Parfüm kullanılacak beden öncelikle temiz olmalıdır., temiz ciltte parfüm kalıcılığını daha uzun süre muhafaza eder, duştan hemen sonra cilt nemli olacağı için daha iyi verim alınacaktır. Parfümü bileğinizin iç bölgelerine, boynunuzun iki yanına, ensenize, göğüslerinizin v yaptığı birleşme noktasının az üzerine sıkabilirsiniz, bu bölgeler daha nemli ve sıcak oldukları için daha iyi sonuçlar verirler. En iyi kalıcılığı aynı parfümün deodorant, aftershave, body lotion gibi ürünlerini birlikte kullanarak alırsınız. Çok önemli bir uyarı, lütfen parfümlerinizin etki miktarlarını öğreniniz ve düşününüz, çok fazla püskürtmek iyi kokmak demek değildir. Bazı parfümlerde 6-7 fıs yeterli olmakla birlikte bazı parfümlerde 2. fıs bile ağır kaçabilir, parfümünüzü bilin zalım gibi başınızdan aşağı boşaltmayın. Kalıcılığı düşük bir parfüm kullanıyorsanız gerekirse yanınızda küçük bir atomizer ile 4-5 saatte 1-2 fıs sıkabilirsiniz.

Bilek içi ve elinizin üst kısmına parfüm sıkmanız halinde projeksiyonu artırabilir, hem de nasıl koktuğunuzu istediğiniz zaman test edebilirsiniz :)


Parfümlerimizi seçerken öncelikle denemeliyiz, her ten farklı koktuğu ve değişik kimyasallardan oluştuğumuz için her parfüm her kişide aynı olarak kokmaz, denenmeden alınmış bir parfüm hayal kırıklığı yaratabilir demiyorum, çünkü genelde yaratır. Parfümleri denerken sabah koku algılarımız daha açık olduğu için, parfümlerin sabah seçilmesi daha iyidir. Orijinal parfümlerde alt,orta ve üst notalar dediğimiz farklı katmanlar vardır, bunlar basit bir anlatımla alt: ilk sıkıldığında 10-15 sn arasında gelen koku, orta: teninizde 1 saate kadar koklamış olduğunuz koku, üst: parfüm belli süre teninizde durduktan sonraki (açıldıktan) kokudur [Bu verdiğim sayılar sadece örneklendirmedir, her parfüme göre değişebilir]. Bu nedenle parfümleri denerken sabırlı olunuz ve en az 3 saat üzerinizde taşıyınız. Bir günde 3-4'ten fazla koku deneyebilirsiniz ama belli bir süre sonra algınız azalacaktır onun için bir kere de maksimum 3-4 parfüm denemek idealdir. Parfüm denemeye gidecekseniz de bir süre sigara içmemenizi ve o gün üzerinize parfüm sıkmamanızı öneririm. Yediğiniz yemekler ağır mesela sucuk, pastırma vs. yemişseniz parfüm kokunuzu bile etkiliyor haberiniz olsun.

Parfümü kendi beğeninize göre alabilirsiniz veya arkadaşlarınıza danışıp alabilirsiniz, ama denenmeden parfüm alınmaz. Her yaşa göre parfümler(zevkler ve koku tecrübeleri) ayrıdır ve reklamları bile ona göre yapılır, genel bir araştırmayla kendinize uygun olan parfümleri listeleyip, sonra mağazalarda bunları test edebilirsiniz. Parfümler en iyi oksijensiz, ışıksız ve ısının yüksek olmadığı ortamlarda saklanabilir, ısı değişimi parfüm için iyi değildir bunun için soracaksınız buzdolabında parfüm saklanır mı evet saklanabilir. Ama özellikle banyo gibi ısının yükseleceği, nemin bulunduğu bir ortamda parfüm saklamanız, direk olarak güneş ışığına maruz bırakmanız parfümün bozulmasına yol açacaktır. Firmalar parfümler için açılmadıkları sürece 3 yıl ömür biçerler ama iyi bir şekilde saklarsanız daha uzun süreler kullanabilirsiniz.

Parfüm ve kozmetiklere alerjisi olan insanlar olabilir, güneşe çıkmadan hemen önce cildinize bu parfümleri sıkmanız size zarar verebilir. Hele ki toplumumuz açık parfüm vs. ucuz ürünlere aşırı yöneldiği için bu tip cilt problemleriniz oluşabilir amman dikkatli olunuz diyorum.



Bunlarda benim koleksiyonumun bir kısmı :)


Yeterince uzun bir yazı oldu, bir dahaki sefere parfümlerde notalar, koku aileleri, erkek kokusu ile kadın kokusu nasıl ayrılır vs. terimler hakkında bilgiler verebilirim. Şimdilik bu kadar umarım her yönden bilgilendirici ve işinize yarar bir yazı olmuştur. Not olarak tekrar belirtmeliyim buradaki yazılanları türkçe ve yabancı kaynaklardan okuduklarımı özet çıkardım, bunun için çeşitli forumlardan, translate eden web sitelerinden, arama motorlarından destekler aldım, ama şu an okuduğunuz bu bütün şekliyle ve cümlelerle bana aittir. Orjinal metin puacemiyeti.com adlı site için yazılmıştır.

DHV: Demonstraion of Higher Value yani değer katma anlamında kullanılmıştır.